Bekleyememek...
Yağmur altında..bir tente bulmak için koşuşturmak gibi.. su birikintileri üzerinden zıplayarak belki..
kitabın en heyecanlı yerinde.. iki sayfa sonraya bakıp..  sonu öğrenmek istemek bazen..
Bir sırrın garip kıpırtısına yenilmek üzere.. dilinin ucuna gelmesi gibi..
Önceden alınmış hediyeyi dolapta saklayamamak..açsın istemek.. sabredememek
Güzel olan bekleyememek..
Sevgili sana yürürken buluşma noktasında.. adım atmak.. ve sonra bir tane daha derken..
koşmak.. sarmak koklamak..sarhoş olmak
Bir çocuğun uyuyamaması gibi.. bayram sabahı öncesi..
Bahar tam da gelmemişken.. çiçek açmak delice.. dallara sarmalanmak.. beyaz olmak.. mis kokmak
Bekleyememek güzel..
Engelleyememek ve sevmek gibi..

 

Kardeştir.. candır..
Terliğinin diğer teki gibi.. olmazsa olmazındır..
Bazen kaçtığın diğer yarın gibi .. kaçtığın sendir..
Sonra ırmak gibi kavuştuğun denizdir.. mavidir..
Kahvaltı masasında dördüncü tabak..
Ya peşinden koştuğun kırlar, bahçeler..
Saklanamadığın odalardadır.. hep yakındadır..
Kardeştir..
Siyahımda beyaz ışık..
Beyazımda siyah yazımdır..
Derinimdedir.. sırrım.. suskunluğumdur..
ama bilendir..
Ağladığımda.. yüzümü avuçlayan.. “beni duy” diyendir..
Karanlıktan çıkmadığımda.. karanlığıma girendir..
Kardeştir.. gitmeyendir..


bir mandolindi.. sesi öylesine acıklı ki..
ağlar gibi..
notaların.. mıydı.. dizilişi.. sıralanışı belki.. kederle göğe bağıran
tellerin yankısı.. ve hüznü.. kulaklarıma doğru yayılan..
yoksa müzisyenin parmak uçları.. mı çığlık atar.. o derin boşlukta
hayır.. bir yangındı.. kalbi acıtan..
sona kavuşma, kurtulma isteği.. bedeni dağlayan..
kalpteki bir yangındı.. ve biri mandolin çalıyordu..
nefes yok.. boğazında taşlaşmış.. herşey..
can çıkmak ister.. özgürlük hasreti.. o yankıda..
bıraktığında bile bitmez ki..parmakların uçları.. telleri..
bir iki nota asılı kalır havada.. son nefes gibi..
son nefesdi.. ve biri mandolin çalıyordu..
ağlar gibi..




Yürüyordum,  durdum..
Bir bahçe vardı, bir ağaç vardı..
Adım adım..kesik adımlarla ilerledim
Yüzümü döndüm ağaca, yüzümü döndüm hayata..
Baktım, baktım..

Ağaç sıcaktı, gülümsüyordu
Kollarını kaldırmış, beni selamlıyordu..
Rüzgar savuruyordu saçlarını..
Rüzgar savuruyordu saçlarımı..
Gülümsüyordum.
Ağaç anlıyordu..

O an sanki bir asır geçti..
Ama vücudum hala gençti
Ağaç hala sıcaktı,
Rüzgar..hala..saçlarını..saçlarımı..
Bir yaprak düştü toprağa,
Yüzüm düştü toprağa..
Baktım, bak..tım..
Dizlerimi çöktüm toprağa,
Yüzümü döndüm yaprağa,
Donmuş bir sesle sustum ağaca.. 

Ağaç sustu yaprağa..
Hayat durdu zamana,
Toprak sordu bana: -neden?- 

Ellerim gözlerimi gördü..
Gözlerim ellerime aktı..
Ellerim gözlerimi tuttu..
Ağaç yaprağa düştü,
Yaprak ağacı tuttu..
Ellerim kördü..

Yağmur yağacaktı, korktu..
Saçlarım rüzgarı durdurdu..
Yüzüm toprağı kaldırdı..
Yaprak ağacı doğrulttu..
Gözlerim ellerimi tuttu..

Durdum, dur .. dum ..
Ağacı duydum,
O da duruyordu, bakıyordu..
Gözleri soğuktu,
Yüzümü avuçladı..
Çığlık çığlığa sustuk..

Yürüyordum.. durdum ..
Yüzümü döndüm ağaca, yüzümü döndüm hayata..
Sevgiyi gördüm, dostluğu gördüm.. aşkı gördüm ..
Aşkı sevdim .. aşk sıcaktı .. ağaç da sıcaktı ..
Yandım .. yandım .. yandım .. yan .. dım ..

 

                                                                                                        


About this blog

Bu Blogda Ara