Sabahları nasıldır bilmezsiniz..
Odalara dolar güneş.. izinsiz ve yüzsüz
Görürsün duvarların genişliğini..şaşırırsın
Boş aynaları.. yanaşmadığın
Tezgahın üstündeki çay bardağını..
Veya koltukta unutulmuş küskün bir kitabı
Akşamdan kalma sarhoş bir şişe kapağını..
Ben sabahları sevmem.. bilmezsiniz
Gizlenmez hiçbir keyifsizlik
Sessizlikler bölünmez ki..
Siz geceleri sanarsınız.. çekilmeyen..
Bir keresinde yaşadığınız terkedilişten bilirsiniz..
Siyah saatler korkutur sizi.. acı çekersiniz
Ne yanılgı..
Asıl sabahın apaçıklığında çarpar tekbaşınalık
Çaresini bilmez..  bakar kalırsın..
Hele mevsim baharsa..
Sabahları hiç sevmem.. bilemezsiniz..



yağmurun dinmesi gibi değil ki..

ya kayan bir yıldızın gözden kaybolması
bir piyanistin son vuruşu anahtara..
belki arkandan çarptığın bir kapı mı?
başka türlü aslında..
yankısına benzemiyor bir çığlığın
boşanma kağıdına atılmış son imza gibi değil..
tükenen bir kalemin silik izi..
yoksa gölgelere saklanan ışık mı yok olan?
uykudan önceki son bakış karşı duvara
başka türlü aslında..
yanağında gözyaşının kuruması gibi değil..
bir mektubun son satırındaki veda
veya bir çocukluk anısının eskimesi
unuttuğun bir isim gibi değil..
başka türlü..
ölmek başka türlü aslında..

About this blog

Bu Blogda Ara