Ben her mayıs.. Geri sayarım
Bahar uğramaz bahçeme
Pencerelere uzak duvarlar gibidir ellerim
Cama yansıyan mum ışığı kadar soğuk
Çekilir sularım..
Ruhumun kurumuş çakıllarıyla.. ben beklerim
Beklerim ki bu sonsuz mayıs geçsin gitsin
Takvimden kanatlanıp uçar bir kuşun sırtında..
Ardında bir kuyunun boşluğu.. kapkaranlıktır
Geri sayar yüreğim bu saatler
Çünkü yelkovan çınlıyordu mutfakta
Salonun ışıkları yanıktı..
Halbuki sabahtı..
Bir kitaptı komidin üstünde..
Buruşuk bir örtü tesellisinde..
Ayakkabılar ve cüzdandır aklımdan gitmeyen..
Sade kaldırım soğuğudur mayıs..
Günleri geri saymaya bile değmez...


Bir boşluktu belki.. içimdeki..
Bir çocukta mı gerçekti, yoksa bir kadında mı hayaletti..
Şimdiye kadarki; bir tül sessizliğindeydi..
Ve korku.. bir kuyunun sarhoşluğuyla üzerimdeydi..
Saksıdaki çiçek bitkinliğinde.. ümitsizdi..
ya şimdi?
Soyunduğumdu, kirli bir hasta önlüğü gibi..
Çürük meyveleri.. dolaptan attığım vakitti..
Şimdi dedemin bahçesindeki.. turunç ağacı mucizesi..
Kayıktan inmiş bir balıkçı.. nasıl ki iskelede sendelerdi..
Ayaklarından kayan sular gibi.. birden herşey değişti..
Elinden tuttum.. kendimi..
Ve şimdi ona bakandı içimdeki..
Perdelerin arkasındaki çocuk gibi..
Bekler miydi.. yoksa bakmadan gider miydi..
Göğe yükselen balon gibi..
Gözümü kamaştıran.. sevgiydi.. tünelin sonundaki ışık gibi..
Hiç yakalayamayacağım bir tren belki..

About this blog

Bu Blogda Ara