Gönderen
Unknown
yorum
(
0
)
gelir en güçlü ve acımasız rengiyle..
açarım kollarımı.. hoşgeldin ey karanlık..
ben de seni bekliyordum
göster en siyahını..
dolan bedenime en dikenli halinle..
ne olacaksa olsun.. savur beni kuytulara..
bırakırım kendimi güvenle..
ne anlatacaksın.. dinliyorum..
sar beni.. sars beni..
ve fırtına dönsün semada..
ben daha çok soyunurum
Sabahları nasıldır
bilmezsiniz..
Odalara dolar
güneş.. izinsiz ve yüzsüz
Görürsün duvarların
genişliğini..şaşırırsın
Boş aynaları.. yanaşmadığın
Tezgahın üstündeki
çay bardağını..
Veya koltukta
unutulmuş küskün bir kitabı
Akşamdan kalma
sarhoş bir şişe kapağını..
Ben sabahları sevmem..
bilmezsiniz
Gizlenmez hiçbir keyifsizlik
Sessizlikler bölünmez
ki..
Siz geceleri
sanarsınız.. çekilmeyen..
Bir keresinde
yaşadığınız terkedilişten bilirsiniz..
Siyah saatler
korkutur sizi.. acı çekersiniz
Ne yanılgı..
Asıl sabahın
apaçıklığında çarpar tekbaşınalık
Çaresini bilmez.. bakar kalırsın..
Hele mevsim baharsa..
Sabahları hiç
sevmem.. bilemezsiniz..
Gönderen
Unknown
yorum
(
0
)
yağmurun dinmesi gibi değil ki..
ya kayan bir yıldızın gözden kaybolması
bir piyanistin son vuruşu anahtara..
belki arkandan çarptığın bir kapı mı?
başka türlü aslında..
yankısına benzemiyor bir çığlığın
boşanma kağıdına atılmış son imza gibi değil..
tükenen bir kalemin silik izi..
yoksa gölgelere saklanan ışık mı yok olan?
uykudan önceki son bakış karşı duvara
başka türlü aslında..
yanağında gözyaşının kuruması gibi değil..
bir mektubun son satırındaki veda
veya bir çocukluk anısının eskimesi
unuttuğun bir isim gibi değil..
başka türlü..
ölmek başka türlü aslında..
Gönderen
Unknown
yorum
(
0
)
Bekleyememek...
Yağmur altında..bir
tente bulmak için koşuşturmak gibi.. su birikintileri üzerinden zıplayarak
belki..
kitabın en
heyecanlı yerinde.. iki sayfa sonraya bakıp.. sonu öğrenmek istemek bazen..
Bir sırrın garip
kıpırtısına yenilmek üzere.. dilinin ucuna gelmesi gibi..
Önceden alınmış
hediyeyi dolapta saklayamamak..açsın istemek.. sabredememek
Güzel olan
bekleyememek..
Sevgili sana
yürürken buluşma noktasında.. adım atmak.. ve sonra bir tane daha derken..
koşmak.. sarmak
koklamak..sarhoş olmak
Bir çocuğun uyuyamaması
gibi.. bayram sabahı öncesi..
Bahar tam da
gelmemişken.. çiçek açmak delice.. dallara sarmalanmak.. beyaz olmak.. mis kokmak
Bekleyememek
güzel..
Engelleyememek ve
sevmek gibi..
Kardeştir.. candır..
Terliğinin diğer teki
gibi.. olmazsa olmazındır..
Bazen kaçtığın
diğer yarın gibi .. kaçtığın sendir..
Sonra ırmak gibi
kavuştuğun denizdir.. mavidir..
Kahvaltı masasında
dördüncü tabak..
Ya peşinden
koştuğun kırlar, bahçeler..
Saklanamadığın odalardadır..
hep yakındadır..
Kardeştir..
Siyahımda beyaz
ışık..
Beyazımda siyah
yazımdır..
Derinimdedir..
sırrım.. suskunluğumdur..
ama bilendir..
Ağladığımda..
yüzümü avuçlayan.. “beni duy” diyendir..
Karanlıktan çıkmadığımda..
karanlığıma girendir..
Kardeştir..
gitmeyendir..
Gönderen
Unknown
yorum
(
0
)
bir mandolindi.. sesi öylesine acıklı ki..
ağlar gibi..
notaların.. mıydı.. dizilişi.. sıralanışı belki.. kederle göğe bağıran
tellerin yankısı.. ve hüznü.. kulaklarıma doğru yayılan..
yoksa müzisyenin parmak uçları.. mı çığlık atar.. o derin boşlukta
hayır.. bir yangındı.. kalbi acıtan..
sona kavuşma, kurtulma isteği.. bedeni dağlayan..
kalpteki bir yangındı.. ve biri mandolin çalıyordu..
nefes yok.. boğazında taşlaşmış.. herşey..
can çıkmak ister.. özgürlük hasreti.. o yankıda..
bıraktığında bile bitmez ki..parmakların uçları.. telleri..
bir iki nota asılı kalır havada.. son nefes gibi..
son nefesdi.. ve biri mandolin çalıyordu..
ağlar gibi..
Gönderen
Unknown
yorum
(
0
)
Yürüyordum, durdum..
Bir bahçe vardı,
bir ağaç vardı..
Adım adım..kesik
adımlarla ilerledim
Yüzümü döndüm
ağaca, yüzümü döndüm hayata..
Baktım, baktım..Ağaç sıcaktı, gülümsüyordu
Kollarını
kaldırmış, beni selamlıyordu..
Rüzgar
savuruyordu saçlarını..
Rüzgar
savuruyordu saçlarımı..
Gülümsüyordum.
Ağaç anlıyordu..
O an sanki bir
asır geçti..
Ama vücudum hala
gençti
Ağaç hala
sıcaktı,
Rüzgar..hala..saçlarını..saçlarımı..
Bir yaprak düştü
toprağa,
Yüzüm düştü
toprağa..
Baktım,
bak..tım..
Dizlerimi çöktüm
toprağa,
Yüzümü döndüm
yaprağa,
Donmuş bir sesle
sustum ağaca..
Ağaç sustu
yaprağa..
Hayat durdu
zamana,
Toprak sordu
bana: -neden?-
Ellerim gözlerimi
gördü..
Gözlerim ellerime
aktı..
Ellerim gözlerimi
tuttu..
Ağaç yaprağa
düştü,
Yaprak ağacı
tuttu..
Ellerim kördü..
Yağmur yağacaktı,
korktu..
Saçlarım rüzgarı
durdurdu..
Yüzüm toprağı
kaldırdı..
Yaprak ağacı
doğrulttu..
Gözlerim ellerimi
tuttu..
Durdum, dur ..
dum ..
Ağacı duydum,
O da duruyordu,
bakıyordu..
Gözleri soğuktu,
Yüzümü avuçladı..
Çığlık çığlığa sustuk..
Yürüyordum.. durdum ..
Yüzümü döndüm
ağaca, yüzümü döndüm hayata..
Sevgiyi gördüm,
dostluğu gördüm.. aşkı gördüm ..
Aşkı sevdim ..
aşk sıcaktı .. ağaç da sıcaktı ..
Yandım .. yandım
.. yandım .. yan .. dım ..
Gönderen
Unknown
yorum
(
4
)
Hey rüzgar.. uzan oğluma doğru.. götür ona ıhlamur kokusunu..
Anlat başakların arasından geçişini.. nasıl dans ettiğini..altın rengini..
Ordan dağlara tırmanıp yorulduğun günleri..
Ama en tepenin görkemli kayasında dinlendiğini.. uzakları oturup
seyrettiğini..
Rüzgar.. sokul ona doğru.. fısılda leyleklerin sesini..
Göç ederkenki sessizliği.. yolculuğun sonundaki kavuşma neşesini..
Duysun kumruların öpüşmesini..
Sarıl ona sımsıkı rüzgar.. dalgaların kuvvetinde.. fırtına gibi dolan
bedenine..
Bilsin devrilmemeyi.. mücadele eden tekne gibi..
Sonra bitap düşüp “geçti” diyebilmeyi.. karanlık suların ertesindeki güveni..
Hey rüzgar.. uçur oğlumu bulutlara.. özgürlüğün mavisinde kaybolsun..
Unutsun herkesi.. kendini.. beni..
Dönsün başı sonsuzluk derinliğinde.. dokunsun renklere..
Sonra yağsın tepelere.. göllere.. bir damlada gizlensin yaprak üstünde..
Süzülsün yeşillere.. varsın köklere.. doyursun çiçekleri..
Rüzgar.. uzan oğluma doğru.. ver ellerini..
Nefesine gir.. dinlesin hikayeni..
Gönderen
Unknown
yorum
(
4
)
Kimseyi görmek istemediğiniz saatlerinizi, usulca
zamansızlığa bırakan..
Keder omuzlarınızdan taşarken tek bir
cümlesiyle ruhunuzu kanatlandıran insanlar..
Bazı insanlar vardır, sanki bir okul bahçesinden dünyaya hayretle
bakan..
Gözlerinde oturmuş, belki bir çocuk.. içi
kıpır kıpır..
Yoksa sesinde, bir kahvede oturup misket oynayanlara
bakan.. saçları ak bir dede..
Kendi harikasını bilmeyen, ama dallarında
çoktan baharın fışkırdığı insanlar..
Bazen görkemli bir heykel gibi taş kesilmiş.. bazen
dilencinin ellerinde bir lira kadar çaresiz..
Kökleri ulu bir ağaç derinliğinde, ama yüreği bulutlarda
insanlar..
Bazı insanlar vardır, sularında kürek
çektiğiniz..
Limonata serinliğinde rüzgarında süzüldüğünüz..
keşfetmek için..
Bayram sofralarının güven veren sıcaklığını
anımsatan bakışları olan insanlar..
Telgrafların acelesi gibi.. yanınızda aradığınız..
gelmesini beklediğiniz..
Beklemenin hüznünde bile içinizde çiçek
açtıran insanlar..
Bazı insanlar vardır..
Toprağında taze yağmurun elleri eksik olmasın
istediğiniz..
Yaprakları hiç dökülmesin.. tarlaları gelincik
dolu olsun istediğiniz insanlar..
Uzanamasanız bile arkasından gülümsediğiniz..
Çok sevdiğiniz..
Gönderen
Unknown
yorum
(
0
)
Özlüyorum seni.. karşı adadan esen tuzlu rüzgar gibi çekinerek..
Ellerimi
göğe açıp leyleklere dokunmak istercesine.. öylece uzaktan özlüyorum seni..
Avuçlarını
yüzümde gezdirdiğin zamanki kızarmış yanaklarımla durdum burada..
Özlüyorum..
Sularında
tan renginden kederlenmiş bir kayık manzarasında..
Bileklerime
yosunların değdiği.. ve benim huzura erdiğim kıyılarda..
Senin
bana öylece bakakaldığın.. sonra yosun kokusunda seviştiğimiz yerde özlüyorum..
Eylül
yağmuru gibi sakin ama erken açan bahar kadar sabırsız..
İlkokul
bahçesinden taşan çocuklar gibi telaşlıyım..
Bir
söğüt ağacı yalnızlığında beklediğim.. gelemediğin..
Özlüyorum
bir balonun göğe yükseldiği sessizlikte seni..
Bulutlar
geçer üzerimden.. ve göç eden kuşlar.. beyaz çığlıkların yankısı..
Mevsimler
değişir.. yabancılar gelir gider.. ben kalırım
Gözlerim
bekler.. kelimelerim avuçlarımda.. gözyaşlarımın kuytusunda..
Sevgimize
şahit bu göğün altında özlüyorum..
Perdeleri
çekik evlerdeki sırlar suskunluğu dilimde..
Saksıdaki
çiçek tutsaklığında.. avluda garip bir sığırcık kadar ürkek..
Çıkamadığımız
yolculukların boş bavulları gibi çaresizce özlüyorum..
Aklıma
düşer dedemin buruşuk elleri.. bir mezarın soğuk mermerini okşarkenki
titrekliği..
Camdaki
buğu kadar basit bir an gibi.. pencereyi açtığında kaybolan ama yok olmayan..
Ve
tünellerin sonunda ışığa kavuşacağım an gibi..
Gönderen
Unknown
yorum
(
0
)
Bakma bana öyle... bakışlarını dikip..
Vurma yüzüme hatalarımı... evet sonunda hakettim yalnızlığı..
Biliyorum bu acıları çekmem gerektiğini..
Ancak çektikten sonra huzurun geleceğini..
Zaten baştan belliydi sonum... sen belki hep söylemek istedin.
Belki söyledin de..
Ama duymadım... duymak istemedim doğruları.
Görmek istemedim gerçekleri..
Şimdi yükseliyor içimdeki tüm sıkıntı fidanları.. Kurtulamıyorum...
Duvarlarımı sarıyor keder sarmaşıkları..
Rüzgar esiyor.. ürperiyorum...
Sarsana beni, ne duruyorsun? Isıt beni..
Peki... üşümemi istiyorsun öyle mi?
Zaten ben yıllardır üşüyorum bilmiyorsun ..
Yalnızlık sokaklarında yürürdüm geceler boyu..
Ama sen görmezdin.. karanlıklara yumardın gözlerini..
Gizli gizli ağlardım o derin siyahta, sana gelir başımı yaslar.. rahatlardım.
Sonra uzanırdım yıldızlara.. belki dokunamazdım..
Şiirler okurdum...yaşadıklarımı anlatırdım.. sırdaşımdın..
Bazen de dinlemezdin.. aklın başka yerde olurdu sanki.. dalardın
‘Olsun’ derdim içimden...yine de yanımdaydın..yeterdi..
Oysa sen hiç sormazdın bana..
Bilirdim merak ettiğini...ama utanırdın...
Konu aşk olunca, havadan sudan bahsederdin.
‘Yağmur geliyor’ derdin... Derken gözlerin dolardı.. gizlerdin..
Gönderen
Unknown
yorum
(
0
)
Sesizliği dinliyorum,
İçim dingin,
Rüzgarın elleri tenimde dolaşıyor,
Bir sevgilinin elleri gibi
İçim özgür
İçim kıpır kıpır
Sessizliği dinliyorum,
Çocukların neşesi,
Bir kalp atışı sislerin içinde,
Kuşun kanat sesleri,
Sahile gelmiş balıkçı tekneleri
İçim özgür
İçim kıpır kıpır,
Sessizliği dinliyorum
Gittikçe yükseliyor içimde
Bir “Sen” hali bir “Ben” hali gelmiş
İçim dağlar misali,
İçim dingin
İçim özgür








