Özlüyorum seni.. karşı adadan esen tuzlu rüzgar gibi çekinerek..
Ellerimi
göğe açıp leyleklere dokunmak istercesine.. öylece uzaktan özlüyorum seni..
Avuçlarını
yüzümde gezdirdiğin zamanki kızarmış yanaklarımla durdum burada..
Özlüyorum..
Sularında
tan renginden kederlenmiş bir kayık manzarasında..
Bileklerime
yosunların değdiği.. ve benim huzura erdiğim kıyılarda..
Senin
bana öylece bakakaldığın.. sonra yosun kokusunda seviştiğimiz yerde özlüyorum..
Eylül
yağmuru gibi sakin ama erken açan bahar kadar sabırsız..
İlkokul
bahçesinden taşan çocuklar gibi telaşlıyım..
Bir
söğüt ağacı yalnızlığında beklediğim.. gelemediğin..
Özlüyorum
bir balonun göğe yükseldiği sessizlikte seni..
Bulutlar
geçer üzerimden.. ve göç eden kuşlar.. beyaz çığlıkların yankısı..
Mevsimler
değişir.. yabancılar gelir gider.. ben kalırım
Gözlerim
bekler.. kelimelerim avuçlarımda.. gözyaşlarımın kuytusunda..
Sevgimize
şahit bu göğün altında özlüyorum..
Perdeleri
çekik evlerdeki sırlar suskunluğu dilimde..
Saksıdaki
çiçek tutsaklığında.. avluda garip bir sığırcık kadar ürkek..
Çıkamadığımız
yolculukların boş bavulları gibi çaresizce özlüyorum..
Aklıma
düşer dedemin buruşuk elleri.. bir mezarın soğuk mermerini okşarkenki
titrekliği..
Camdaki
buğu kadar basit bir an gibi.. pencereyi açtığında kaybolan ama yok olmayan..
Ve
tünellerin sonunda ışığa kavuşacağım an gibi..

0 yorum :
Yorum Gönder