Hey rüzgar.. uzan oğluma doğru.. götür ona ıhlamur kokusunu..
Anlat başakların arasından geçişini.. nasıl dans ettiğini..altın rengini..
Ordan dağlara tırmanıp yorulduğun günleri..
Ama en tepenin görkemli kayasında dinlendiğini.. uzakları oturup seyrettiğini..
Rüzgar.. sokul ona doğru.. fısılda leyleklerin sesini..
Göç ederkenki sessizliği.. yolculuğun sonundaki kavuşma neşesini..
Duysun kumruların öpüşmesini..
Sarıl ona sımsıkı rüzgar.. dalgaların kuvvetinde.. fırtına gibi dolan bedenine..
Bilsin devrilmemeyi.. mücadele eden tekne gibi..
Sonra bitap düşüp “geçti” diyebilmeyi.. karanlık suların ertesindeki güveni..
Hey rüzgar.. uçur oğlumu bulutlara.. özgürlüğün mavisinde kaybolsun..
Unutsun herkesi.. kendini.. beni..
Dönsün başı sonsuzluk derinliğinde.. dokunsun renklere..
Sonra yağsın tepelere.. göllere.. bir damlada gizlensin yaprak üstünde..
Süzülsün yeşillere.. varsın köklere.. doyursun çiçekleri..
Rüzgar.. uzan oğluma doğru.. ver ellerini..
Nefesine gir.. dinlesin hikayeni..
 



Bazı insanlar vardır, dalgalarıyla coştuğunuz..
Kimseyi görmek istemediğiniz saatlerinizi, usulca zamansızlığa bırakan..
Keder omuzlarınızdan taşarken tek bir cümlesiyle ruhunuzu kanatlandıran insanlar.. 

Bazı insanlar vardır, sanki bir okul bahçesinden dünyaya hayretle bakan..
Gözlerinde oturmuş, belki bir çocuk.. içi kıpır kıpır..
Yoksa sesinde, bir kahvede oturup misket oynayanlara bakan.. saçları ak bir dede..
Kendi harikasını bilmeyen, ama dallarında çoktan baharın fışkırdığı insanlar..
Bazen görkemli bir heykel gibi taş kesilmiş.. bazen dilencinin ellerinde bir lira kadar çaresiz..
Kökleri ulu bir ağaç derinliğinde, ama yüreği bulutlarda insanlar..

Bazı insanlar vardır, sularında kürek çektiğiniz..
Limonata serinliğinde rüzgarında süzüldüğünüz.. keşfetmek için..
Bayram sofralarının güven veren sıcaklığını anımsatan bakışları olan insanlar..
Telgrafların acelesi gibi.. yanınızda aradığınız.. gelmesini beklediğiniz..
Beklemenin hüznünde bile içinizde çiçek açtıran insanlar.. 

Bazı insanlar vardır..
Toprağında taze yağmurun elleri eksik olmasın istediğiniz..
Yaprakları hiç dökülmesin.. tarlaları gelincik dolu olsun istediğiniz insanlar..
Uzanamasanız bile arkasından gülümsediğiniz..
Çok sevdiğiniz..

 

 


Özlüyorum seni.. karşı adadan esen tuzlu rüzgar gibi çekinerek..
Ellerimi göğe açıp leyleklere dokunmak istercesine.. öylece uzaktan özlüyorum seni..
Avuçlarını yüzümde gezdirdiğin zamanki kızarmış yanaklarımla durdum burada..
Özlüyorum..
Sularında tan renginden kederlenmiş bir kayık manzarasında..
Bileklerime yosunların değdiği.. ve benim huzura erdiğim kıyılarda..
Senin bana öylece bakakaldığın.. sonra yosun kokusunda seviştiğimiz yerde özlüyorum..
Eylül yağmuru gibi sakin ama erken açan bahar kadar sabırsız..
İlkokul bahçesinden taşan çocuklar gibi telaşlıyım..
Bir söğüt ağacı yalnızlığında beklediğim.. gelemediğin..
Özlüyorum bir balonun göğe yükseldiği sessizlikte seni..
Bulutlar geçer üzerimden.. ve göç eden kuşlar.. beyaz çığlıkların yankısı..
Mevsimler değişir.. yabancılar gelir gider.. ben kalırım
Gözlerim bekler.. kelimelerim avuçlarımda.. gözyaşlarımın kuytusunda..
Sevgimize şahit bu göğün altında özlüyorum..
Perdeleri çekik evlerdeki sırlar suskunluğu dilimde..
Saksıdaki çiçek tutsaklığında.. avluda garip bir sığırcık kadar ürkek..
Çıkamadığımız yolculukların boş bavulları gibi çaresizce özlüyorum..
Aklıma düşer dedemin buruşuk elleri.. bir mezarın soğuk mermerini okşarkenki titrekliği..
Camdaki buğu kadar basit bir an gibi.. pencereyi açtığında kaybolan ama yok olmayan..
Ve tünellerin sonunda ışığa kavuşacağım an gibi..

 
Bakma bana öyle... bakışlarını dikip..
Vurma yüzüme hatalarımı... evet sonunda hakettim yalnızlığı..
Biliyorum bu acıları çekmem gerektiğini..
Ancak çektikten sonra huzurun geleceğini..
Zaten baştan belliydi sonum... sen belki hep söylemek istedin.
Belki söyledin de..
Ama duymadım... duymak istemedim doğruları.
Görmek istemedim gerçekleri..
Şimdi yükseliyor içimdeki tüm sıkıntı fidanları.. Kurtulamıyorum...
Duvarlarımı sarıyor keder sarmaşıkları..
Rüzgar esiyor.. ürperiyorum...
Sarsana beni, ne duruyorsun?  Isıt beni..
Peki... üşümemi istiyorsun öyle mi?
Zaten ben yıllardır üşüyorum bilmiyorsun ..
 
Yalnızlık sokaklarında yürürdüm geceler boyu..
Ama sen görmezdin.. karanlıklara yumardın gözlerini..
Gizli gizli ağlardım o derin siyahta, sana gelir başımı yaslar.. rahatlardım.
Sonra  uzanırdım yıldızlara.. belki dokunamazdım..
Şiirler okurdum...yaşadıklarımı anlatırdım.. sırdaşımdın..
Bazen de dinlemezdin.. aklın başka yerde olurdu sanki.. dalardın
‘Olsun’ derdim içimden...yine de yanımdaydın..yeterdi..
Oysa sen hiç sormazdın bana..
Bilirdim merak ettiğini...ama utanırdın...
Konu aşk olunca, havadan sudan bahsederdin.
‘Yağmur geliyor’ derdin... Derken gözlerin dolardı.. gizlerdin..

Sesizliği dinliyorum,

İçim dingin,

Rüzgarın elleri tenimde dolaşıyor,

Bir sevgilinin elleri gibi

İçim özgür

İçim kıpır kıpır

 

Sessizliği dinliyorum,

Çocukların neşesi,

Bir kalp atışı sislerin içinde,

Kuşun kanat sesleri,

Sahile gelmiş balıkçı tekneleri

İçim özgür

İçim kıpır kıpır,

 

Sessizliği dinliyorum

Gittikçe yükseliyor içimde

Bir “Sen” hali bir “Ben” hali gelmiş

İçim dağlar misali,

İçim dingin

İçim özgür

About this blog

Bu Blogda Ara